Fotoğraf

2016-12-01 23:38:00
Fotoğraf |  görsel 1
Fotoğraf |  görsel 2

DADALOĞLU’NUN DOĞUMUNA DAİR BİR VESİKA Türk Halk Edebiyatının en büyük ozanlarından Dadaloğlu hakkında günümüze kadar çok değişik çalışmalar yapılmış, doğduğu ve yaşadığı yerle ilgili çeşitli rivayetler ileri sürülmüştür. Doğumuyla ilgili bir takım rivayetler arasında şairimizin 18. yüzyılın son çeyreğinde Kayseri’nin Tomarza ilçesinde doğduğu, asıl adının Veli olduğu, Türkmen aşiretlerinden Afşar aşireti mensubu olduğu bilgisi mevcuttur. Bazı kaynaklarda da 19. yüzyılda doğduğu ve konar-göçer aşiretlerin Çukurova’daki iskânları döneminde o coğrafyada yaşadığı ve iskân dönemindeki zorlukları sözlerinde dile getirdiği belirtilmektedir. Dadaloğlu hakkında ciddi araştırmalar yapan Halk Edebiyatçımız İsmail Görkem, Dadaloğlu’nun tek bir kişi olmadığını, tıpkı Karacaoğlan gibi konar-göçer Türkmen aşiretlerinin sözcüsü olarak bu yönde söylenen her şeyin Dadaloğlu’na mal edilmiş olabileceğinden bahsetmektedir. Bizler yapılan bu tartışmaların hepsinden farklı olarak Dadaloğlu’nun doğum yeri ve tarihi hakkında arşiv vesikalarından bulduğumuz bir vesikayı burada paylaşmak istiyoruz. Bazı kaynaklarda da belirtildiği gibi Dadaloğlu, Çukurova coğrafyasında doğmuş ve yaşamış bir halk ozanımızdır. Osmanlı Devleti ilk nüfus sayımını yaptığı 1831 yılında Payas sancağı da nüfus memurlarınca sayılmış ve nüfus defterine kaydedilmiş, defterin bir nüshası da merkeze, yani İstanbul’a gönderilmişti. Payas sancağı dediğimizde Belen’den Misis’e kadar olan bölgeyi ifade ediyoruz. Bahsi geçen nüfus defteri 2012 yılında Payas Belediyesi’nin katkılarıyla Sayın Ahmet Ergün ile birlikte tarafımızdan Payas Sancağı Nüfus Defteri (1831-1867)ismi ile yayınlanarak ilim &... Devamı

ÇAPANOĞLU CELALEDDİN PAŞA İLE BAYEZİDOĞLU SÜLEYMAN BEY (paşa) MÜ

2016-06-01 23:08:00

Maraş kent tarihi’nden bir sayfa… Maraş Kent Tarihinden bir sayfa: ÇAPANOĞLU CELALEDDİN PAŞA İLE BAYEZİDOĞLU SÜLEYMAN BEY (paşa) MÜCADELESİ VE MARAŞ'A VALİ OLMASI Mehmet Akif Terzi   Osmanlı tarih araştırmalarında arşiv kaynaklarının ne denli önemli olduğu arşiv kaynaklı yapılan her araştırmada kendini bir kez daha göstermektedir. Nitekim Maraş tarihi üzerinde yaptığımız arşiv araştırmaları neticesinde günümüze kadar yanlış olarak gelen birçok bilgiyi düzeltme ve kamuoyu ile paylaşma imkânı bulduk. Bunlardan bir tanesi de Maraş’ın tarihi ile bütünleşen idarecileri arasında Vezir Kalender Paşa[1] kadar yeri olan önemli şahsiyetlerden Süleyman Paşa hakkındaki bilgilerdir. Süleyman Paşa’nın kim olduğu hakkında günümüze kadar gelen bilgiler eksik ve yanlış olarak ortaya konmuş ve öyle devam edegelmiştir. Konu hakkında Osmanlı arşiv belgeleri içerisinde yapmış olduğumuz teferruatlı araştırmalar sonucunda ortaya çıkan belgesel nitelikteki bu hikâyeyi okuyucularla paylaşmak istedik. Bu güne kadar tüm kitap ve bilgi neşirlerinde, hatta Mehmet Süreyya’nın Sicill‑i Osmanî’sinde dahi Süleyman Paşa, Kalender Paşa’nın oğlu olarak kaydedilmiştir[2]. Oysaki Süleyman Paşa, eski Maraş valisi Vezir Kalender Paşa’nın oğlu değil, yeğenidir. Babası, Bayezitoğlu Yusuf Bey, annesi ise Kerimkızı Kara Fatma Hatun’dur. Süleyman Paşa’nın babasından daha çok annesi meşhure bir kişi olmasından dolayıdır ki tarihi belgelerde Paşa olana kadar annesine izafeten Kerimkızı oğlu diye ifade bulmaktadır. Bu bilgiden yola çıkarak annesi Kara Fatma’nın meşhureliğinin nereden geldiği hususuna belgelere bir göz attığımızda yine bu güne kadar yazılanlardan oldukça farklı bilgilerle karşılaştık. Gerek bas... Devamı

TÜRK DEVLET GELENEĞİNDE BÜROKRASİ

2016-05-21 01:13:00
TÜRK DEVLET GELENEĞİNDE BÜROKRASİ |  görsel 1

Türklerde devlet kavramı, tarih sahnesine çıkmalarıyla birlikte ortaya çıkan bir olgudur. Türkler, devlet anlayışları gereği dünyaya hâkim olma idealini her zaman zihinlerinde canlı tutmuşlar, tarihin hiçbir döneminde devletsiz kalmamışlardır. Türkler devlet teşkilatlarını kurarken bürokrasisi de kendine has özellikleriyle birlikte oluşmuş ve olgunlaşmıştır. Bu bakış açısı içerisinde Türklerin devlet teşkilatındaki uygulamalarını Türk bürokrasi kültürü olarak tarif etmek gerekmektedir. Bu kültürün en büyük meyvesi Osmanlı Devleti’dir. Osmanlı Devleti, binlerce yıllık Türk devlet geleneğinin ilmek ilmek dokunduğu bir Türk devlet motifi olarak ortaya çıkmış, kurduğu devlet mekanizması sayesinde uzun yıllar ayakta kalabilmiş, ardında dünyaya örnek olacak bir devlet yönetim ve teşkilat modeli bırakmıştır. Türk devlet geleneğinde bürokrasi konusunu ele alırken karşımıza çıkan en büyük zorluklardan birisi, konunun oldukça geniş bir çerçevede olmasından dolayı çalışmanın sınırlarının tespiti ve sağlıklı bir planın yapılması idi. Türk bürokrasi tarihini ortaya koyarken, kitabımızda her türlü tartışmalardan uzak ve olabildiğince yalın bir dil kullandık. Türk bürokrasisinin doğuşu, gelişmesi ve onun en büyük temsilcisi durumunda olan Osmanlı Devleti’ndeki bürokratik yapıyı anlaşılır ifadelerle okuyucuya aktarma gayretinde olduk. Türk bürokrasisi ile birlikte devlet mekanizmasının temel unsuru olan ve tarihî dönemde kâtip olarak adlandırdığımız kamu personelinin tarihî seyrinin de ele alındığı bu çalışma giriş kısmından sonra dört bölümden oluşmaktadır. Kitabın giriş kısmında bürokrasinin, çeşitli bakış açılarından tanımı ... Devamı

OSMANLI SALNAMELERİNDE ADANA

2016-05-21 00:03:00
OSMANLI SALNAMELERİNDE ADANA |  görsel 1
OSMANLI SALNAMELERİNDE ADANA |  görsel 2

Salnameler, Osmanlı Devleti’nin son döneminde devletin çeşitli organları ile merkez ve taşra teşkilatları hakkında resmi bilgileri ihtiva etmesi bakımından oldukça önemli kaynaklar arasında zikredilmektedir. Biz de bu düşünceler içerisinde Adana’ya ait salnameleri anlaşılabilir bir Türkçe ile tarih araştırmacılarının hizmetine sunmak istedik. Üç cilt olarak yayınlanması düşünülen Adana Vilayet Salnameleri adını verdiğimiz çalışmanın birinci cildi (1287-1289-1290-1293-1294-1296) Hicri yılları salnamelerinden meydana gelmektedir. Elinizdeki eser iki kısımdan oluşmaktadır. Giriş kısmı olarak ifade ettiğimiz birinci kısımda salnameler hakkında bilgiler verilmiş ve tarih çalışmaları içindeki öneminden bahsedilmiştir. Çalışmamızın ikinci kısmındaise Adana Vilayeti’nin Hicri 1287-1296 (Miladi 1870-1879) yılları arasında yayımlanan altı salnamesinden vilayeti ilgilendiren kısımlar günümüz Türkçesine çevrilmiştir. Osmanlı Devleti’nde yayınlanan vilayet salnamelerinin giriş kısımlarında birbirinin benzeri ve vilayet ile doğrudan alakalı olmayan birtakım standart bilgiler yer alır. Bunlar: Takvim bilgileri, elkab-ı resmiye denilen resmi yazışmalarda alttan üste ve üstten alta ya da aynı derecede bulunan devlet memurlarının birbirlerine nasıl hitap edecekleri, mülkiye, askeriye ve ilmiye mensuplarının kıdem ve dereceleri gibi vilayet memurlarının bilmesi gereken ve vilayet hakkında doğrudan bilgi aktarmayan zorunlu birtakım bilgilerden ibarettir. Çeviri sırasında salnamelerin giriş kısımlarında yer alan bu bilgiler vilayeti doğrudan ilgilendirmediği için dikkate alınmamıştır. Salnamelerde Türkçeye çevrilen yerler "vali-i vilayet" şeklinde başlayıp vilayetin o andaki valisi hakkında bilgiler veren kısımlarla başlamaktadır. Çeviri... Devamı

OSMANLI NÜFUS DEFTERLERİNDE ADANA

2016-05-21 00:01:00
OSMANLI NÜFUS DEFTERLERİNDE ADANA |  görsel 1

Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde bulunan nüfus defterleri tasnif edilerek, bu konuda çalışma yapan araştırmacıların hizmetine sunulmuştur. Genel nüfus sayımı çerçevesinde Adana ve çevresinin de 1831 yılında ilk defa nüfus sayımı yapılmıştır. Biz de çalışmamızda sözü edilen 1831 sayımında Adana Sancağı sınırları içerisindeki birimlerin defterlerini esas aldık. Kitabımız, giriş ve dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kuruluşundan bu yana Osmanlı Devleti'nde yapılan sayımlardan bahsedilerek nasıl ve niçin yapıldıkları hakkında okuyucuyu aydınlatıcı yönde bilgiler paylaşılmıştır. Adana Sancağı sınırları içerisinde kalan bölgede yapılan 1831 yılı sayımları hakkında ayrıntılı bilgiler de bu bölümde yer almaktadır. Ayrıca bölge içerisindeki idari yapı (kazalar ve köyler) defter kayıtları esas alınarak listeler halinde sunulmuştur. Nüfus defterlerinde dağınık olarak bulunan bilgiler, bir usul çerçevesinde değerlendirilip tablolar halinde ortaya konarak anlaşılır hale getirilmiştir. Bu çerçevede defterlerden elde edilen bilgiler grafikler halinde okuyucuyla paylaşılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünü defterlerdeki orijinal metnin Türkçeleri oluşturmaktadır. Çeviri yapılarak elde edilen nüfus bilgileri tablo halinde verilmiştir. Tablo içinde sunulan bilgilerde önce ailenin varsa lakabı, sonra hane reisinin adı, onun altında kişinin eşkâl bilgileri ve en altta da yaşları yazılmıştır. Her hanenin yanındaki bölümde varsa hane reisinin çocukları, akrabaları yan yana gösterilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde lakaplar ve isimler ayrıntılı indeks biçiminde alfabetik sıraya göre dizilmiştir.... Devamı

OSMANLI BELGELERİNDE ADANA

2016-05-20 23:56:00
OSMANLI BELGELERİNDE ADANA |  görsel 1

Göz nuru döküp emek verdiğimiz Osmanlı Döneminde Adana projemizin ilk kitabı HAYAT buldu.  Kitabın adı: OSMANLI BELGELERİNDE ADANA Yayına Hazırlayanlar: Ahmet Ergün- Mehmet Akif Terzi. Proje sahibi: Altınkoza (Adana Büyükşehir Belediyesi) Proje Koordinasyon: Mehmet Ali Alacagöz/Yusuf Delikoca Basım yılı ve yeri: Aralık 2015 / Seçil ofset / İstanbul Devamı

OSMANLI NÜFUS DEFTERLERİNDE KIRIKKALE

2016-05-20 23:24:00
OSMANLI NÜFUS DEFTERLERİNDE KIRIKKALE |  görsel 1

Göz nuru döküp emek verdiğimiz bir çalışmamız daha HAYAT buldu.  Kitabın adı: Osmanlı Nüfus Defterlerinde Kırıkkale (1840) Yayına Hazırlayanlar: Ahmet Ergün- Mehmet Akif Terzi- Mehmet Ali Alacagöz. Proje Koordinasyon: Murat Çeliker Yayınevi: Berikan Osmanlı döneminde Kırıkkale bölgesinin idari teşkilat yapısı tek düze olmayıp değişiklikler gösterdiğinden Nüfus Defterlerindeki çalışmamızda 1840 yılını esas alarak günümüz Kırıkkale’si sınırları içerisindeki birimlerin defterlerini esas alarak çalışmamıza yön verdik. Çalışmamız, bir giriş ve iki ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Aşiretlerin teşkilatları, hukuki durumları, kendi içlerindeki düzenleri, devlet-aşiret ilişkileri ve Kırıkkale bölgesine iskânlar hakkında kısa bilgiler verilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünün ilk başlığında kuruluşundan bu yana Osmanlı Devleti’nde yapılan tahrirlerden bahsedilerek nasıl ve niçin yapıldıkları hakkında okuyucuyu aydınlatıcı yönde bilgiler paylaşılmıştır. Kırıkkale sınırları içerisinde kalan bölgede yapılan 1840 yılı sayımları hakkında çeşitli bilgiler de bu bölümde yer almaktadır. İkinci ana başlıkta bölge içerisindeki idari yapı (kazalar ve köyler) defter kayıtları esas alınarak listeler halinde sunulmuştur. Üçüncü ana başlık altında incelenen Nüfus Defterlerinde dağınık olarak bulunan bilgiler, bir usul çerçevesinde değerlendirilip tablolar halinde ortaya konarak anlaşılır hale getirilmiştir...... Devamı

OSMANLI BELGELERİ IŞIĞINDA ANTAKYA

2016-05-20 23:43:00
OSMANLI BELGELERİ IŞIĞINDA ANTAKYA |  görsel 1

Editörlüğünü Ahmet Ergün ve Mehmet Akif Terzi'nin yaptığı "Osmanlı Belgeleri Işığında Antakya" adlı kitap Hatay Büyükşehir Belediyesi tarafından yayınlandı. Kitapta 16. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar Osmanlı Antakya'sından kesitler sunan özenle seçilmiş 200'e yakın belgenin yanısıra, Prof. Dr. Mustafa ÇOLAK-Ahmet ACAR, Doç. Dr. Ahmet GÜNDÜZ, Doç. Dr. Abdulkadir GÜL, Doç. Dr. Adem Kara, Yrd. Doç. Dr. Olcay Özkaya DUMAN-Haktan BİRSEL ve Dr. Ülkü TECİMEN'in Osmanlı dönemi Antakya'sının her bir yüzyılına ışık tutan arşiv kaynaklı değerli makaleleri yer almaktadır. Devamı

OSMANLI’DA RÜŞVET ALMANIN ENGELLENMESİNE DAİR CEZA KANUNNAMESİ

2015-02-02 00:04:00

OSMANLI’DA RÜŞVET ALMANIN ENGELLENMESİNE DAİR CEZA KANUNNAMESİ   1839 yılında ilan edilen Tanzimat Fermanı ile Osmanlı Devleti’nde yeni bir dönem başlamıştı. Bu fermanla birlikte bürokrasiden yargı sistemine kadar birçok alanda yeniliklere gidilmişti. Tanzimat Fermanı’nın tamamlayıcısı olarak görülen 1856 Islahat Fermanı da bu kabilden değerlendirilmelidir. Bu iki ferman da batılı ülkelerin azınlık haklarının korunmasına yönelik baskılar sonucu uygulamaya konulmuş olmasına rağmen devletin birçok kurumunda reformlara gidilmesi bakımından oldukça önemlidir. Klasik dönem Osmanlısında rüşvet almak-vermek, devletin malını çalmak, devlet malını zarara uğratmak gibi suçlar çok ağır cezaları gerektiriyordu. Islahat Fermanı’ndan hemen önceye rastlayan Rüşvet Kanunnamesi de Osmanlının yenileşme ve tekrar bir ivme ile toparlanma sürecinde rüşvet illetinin önüne geçilmesi için düzenlenen bir kanundur. Sultan Abdülmecid’in emri ile hazırlanan Rüşvet Kanunu yayınlandığı günden itibaren yürürlüğe girmiştir. Osmanlı hayranlığı üzerinde yoğunlaşan tartışmalarının gölgesinde Türkiye’nin gündemine oturan meclisteki rüşvet, yolsuzluk ve devlet malını çalmak gibi suçlara Osmanlı’nın bakışını ortaya koymak adına bu kanunnameyi okuyucuların bilgisine sunuyoruz. Mucebince Amel Oluna   Şeriatça, Devletçe ve insanca ayıplanmış ve kötü olarak görülmüş olan rüşvet almak, Devlet malını çalmak fiillerinin kâmilen yasaklanması ve def edilmesi için bunun çeşit ve derecesi; rüşvet alan ve verenlerin cezalandırılmasına dair Devlet-i Aliye ceza kanunlarının bir parçası olmak üzere tanzim olunan, tamamının icrasının padişah emri ol... Devamı

REYHANLI AŞİRETİ BOYBEYİ MURSALOĞLU HAYDAR BEY'İN AFFI VE İSKANI

2014-08-25 10:24:00

REYHANLI AŞİRETİ BOYBEYİ MURSALOĞLU HAYDAR BEY'İN AFFI VE İSKAN   Gâvurdağı'ndaki idam furyasından kurtulan biri daha vardı ki o da Kalender Paşa'nın damadı ve Reyhanlı aşireti boy beyi Mursal-zâde Haydar Bey’dir. Haydar Bey Celaleddin Paşa’nın Halep valiliği döneminde hakkında çıkan idam fermanı üzerine firaren Gâvurdağları'nda dolaşmaktaydı. Halep valiliğine Hurşit Ahmet Paşa'nın tayin edilmesinden sonra civarda bulunan aşiretlere yapılan baskılar sonucu Reyhanlı aşireti de nizam altına alınmıştı[1]. Haydar Bey de artık kaçmaktan usanmış, yerleşik bir düzene geçerek hayatını ailesi ile birlikte idame ettirmek istemekteydi. Muhtemelen araya Kalender Paşa'nın da girmesiyle Halep Valisi Hurşit Ahmet Paşa Sadaret'e bir yazı göndererek Haydar Bey'in affını rica etti. Aynı minvalde bir yazı da Kalender Paşa tarafından gönderildi. Kalender Paşa Sadaret'e gönderdiği yazıda kısaca şöyle demektedir: "Reyhanlı aşireti boy beyi Haydar benim damadımdır. Her ne kadar bu güne kadar bir takım yanlış işler yapmışsa da artık kendi halinde yaşamak istemekte, bundan sonra da hükümete karşı en küçük bir yanlış içinde olmayacağını taahhüt ederek affını rica etmektedir. Eğer affedilecek olursa Maraş'a bir saat mesafede bulunan Camustil nahiyesine yerleştirilecektir"[2]. Yapılan bu ricalar Sadaret'de kabul gördü ve Haydar Bey'in idam kaydı terkin (iptal)edilerek affedildi. Sonrasında Camustil'e yerleştirildi. Halep Valisi Hurşit Ahmet Paşa, padişahın merhamet göstererek Haydar Bey'i affetmesinden dolayı Sadaret'e bir yazı yollayarak teşekkür etmiştir[3](Ağustos 1818). Kalender Paşa böylece bir yolunu bularak damadını da kendi aile çevresinin malikâne olarak idare ettiği bölgeye iskân olmasını sağladı.   ... Devamı

Osmanlı Arşiv Belgeleri Işığında 19. yüzyıl. Maraş İdaresinde Bi

2014-08-15 10:35:00

Osmanlı Arşiv Belgeleri Işığında 19. yüzyıl. Maraş İdaresinde Bir Aile: Bayezidoğulları* (Bu makale Ekim 2012'de Kahramanmaraş Uluslararası Tarih Sempozyumunda tebliğ olarak sunulmuştur)   Tarih, bir milletin hafızasıdır. Hafıza kaybı yaşayan milletler önce köle, daha sonra da yok olmaya mahkûm olurlar. Tarih aynı zamanda bizleri geçmişimizle yüzleştirerek bu güne kadar belki de doğru olarak bildiğimiz birçok şeyin yeniden değerlendirilmesine fırsat verir. Tarihin belgelerle tespiti ise bir bakıma ezber bozar. Belgelerle ortaya konan tarih, kimsenin inkâr edemeyeceği sonuçları ortaya koyduğu gibi iç dünyamızda saklı kalan derin şüphelerin ortadan kalkmasını sağlar. Tarih ilmi içerisinde son dönemde yavaş yavaş yıldızı parlayan bölge tarihçiliği ise yaşadığımız coğrafyada geçmişteki ayak izlerimizin ortaya çıkması bakımından son derece önemlidir. Bu minvalden olmak üzere XIX. yüzyılda Bayezidoğlu hanedan ailesine mensup idarecilerden Maraş tarihine damga vuran üç şahsiyeti arşiv vesikaları ışığında ortaya koymaya gayret edeceğiz. Paylaştığımız bilgilerin, Maraş tarihindeki bazı bilgilerin düzeltilmesi ve eksik bilgilerin tamamlanmasına vesile olacağını ümit ediyoruz. Kalender Paşa: Dulkadirli Beyliği’nin önemli merkezlerinden olan Maraş, Yavuz Sultan Selim’in 1515 yılında beyliği Osmanlı’ya katmasından sonra Malatya, Gaziantep, Zülkadriye, Sümeysat sancaklarını içine alan bir eyalet haline getirildi[1]. Osmanlı döneminde Maraş Eyaleti dendiğinde yörede iki güçlü aile olan Dulkadiroğulları ve Bayezidoğulları akla gelmektedir. Bu iki aile arasındaki rekabet tarih boyunca kimi zaman şiddetlenerek devam etmiş ve çeşitli vesilelerle belgelere yansımıştır[2]. Dulkadiroğulları, Maraş’ın Osmanlı topraklarına katıl... Devamı

DÜZİÇİ ABDULFETTAHOĞLU CAMİİ

2014-05-07 09:12:00
DÜZİÇİ ABDULFETTAHOĞLU CAMİİ |  görsel 1

  ABDULFETTAHOĞLU CAMİİ     Tarih ilminin bir görevi de geçmişten geleceğe bir köprü oluşturmaktır. Tarih bir milletin hafızasıdır. Geçmişimizden gelen birikimimizi geleceğimize doğru bir şekilde aktaramazsak gelecek kaygısından hiçbir zaman kurtulmak mümkün değildir. Bölgelerin de bir tarihi geçmişi ve bu geçmişle birlikte kendisine yüklenen bir takım değerleri vardır. Bölgesinde yetişen mümtaz şahsiyetler, toprağında barındırdığı eserler ve geçmiş zamanda yaşanan olaylar vs o bölgenin tarihi dokusu ile doğrudan ilişkili bilgilerdir. Bu minvalden olmak üzere Düziçi’nin sosyal tarihinde önemli yeri olan bir eserden bahsedeceğiz.   Osmaniye'nin Haruniye köyünde 1912 tarihinde Fettahoğulları ailesinden Abdüfettahoğlu Hacı Halil Bey bir cami yaptırmış ve yaptırdığı camii’nin giderleri için bir de vakıf kurmuştur. Kurduğu vakfın vakfiyesine göre; 25.02.1912 tarihinde, Haruniye Köyü’nde kendi tasarrufunda olan, doğusunda yol, batısında Hacı Halil Bey’in dükkânı, güneyinde yol ve kuzeyinde Süleyman Bey’in tarlası ile sınırlı ve 1250 kuruş değerindeki fırını ile doğusunda yol, batısında Gökgözler tarlası, güneyinde kaya, kuzeyinde de Tuzcu hanesiyle sınırlı ve 2500 kuruş değerindeki bir evi ve üç dükkânını vakfetmiştir. Vakfın kuruluşu sırasında toplam 1500 kuruş tutan yıllık kira gelirleri camide görevli olan imam ve hatibe eşit olarak verilmesi şart koşulmuştur[1] Şu anda Düziçi Merkez Camii olarak hizmet vermeye devam eden bu cami vakfının bahsedilen emvali ne durumdadır o konuda bir malumat sahibi değilim. Ancak bu mekânın banisine izafeten tarihe saygı gereği yapanın adının yaşatılması bakımından adının ya banisinin aile adı olan Fettahoğlu Camii olarak ya da ... Devamı

KINIK'TAN KIYI'YA OSMANLI BELGELERİNDE OSMANİYE

2014-05-02 11:36:00
KINIK'TAN KIYI'YA OSMANLI BELGELERİNDE OSMANİYE |  görsel 1

Yayına Hazırlayan: Mehmet Akif Terzi / Ahmet Ergün kentvizyon.tarih@gmail.com Osmaniye Belediyesi Kültür Yayınları (Prestij eser) Geçmiş ile günümüz arasında bir köprü görevi üstelenen tarih alanının en önemli görevlerinden birisi de kent tarihi araştırmalarında ortaya çıkmaktadır. Çalışma konumuz olan Osmaniye de kent tarihçiliği açısından özenle incelenmesi gereken tabii bir araştırma sahası gibidir. Gerek kent tarihi ve gerekse kültürü bakımından Çukurova’nın bir parçası olan Osmaniye’nin tarihi perspektifini ele alırken, Türklerin konar-göçer hayat tarzı ile Osmanlı Devleti’nin şehir anlayışını iç içe vermeye çalıştık. Osmanlı kaynakları bizlere Osmaniye’nin üzerinde kurulduğu Kıyı nahiyesi topraklarının tarihi Kınık şehri olduğunu, Fırka-i Islahiye ile birlikte bölgeye yeniden şekil verilirken kurulan merkezlerin sınırlarının bölgenin tarihine uygun bir şekilde çizildiğini göstermektedir. Biz de bu gerçekten yola çıkarak çalışmamızı bu bakış açısı içerisinde “Kınık’tan Kıyı’ya Belgelerle Osmaniye” olarak isimlendirdik. ... Devamı